Tavuklar

Sanıyorum 2015’de Ağrı’da mal meydanı çevresinde dolaşıyordum. Eskiden çok sevdiğim, marangozların ve kerestecilerin olduğu bir bölgeydi.

Bir köşede kafes içinde tavuk satıldığını gördüm. Bakayım dedim; yürümesini beceremeyen çok iri tavuklardı. Herhalde ayakları uzun süre bağlı kaldığı için yürüyemiyorlar sandım. Hayır, öyle değil, direkt bir endüstriyel üreticiden geldikleri; 30cm2 bir kafes içinde hareket etmeden büyüdükleri; endüstriyel yemlerle beslenerek birer ucubeye döndükleri için yürüyemiyorlardı.

Eğer bu endüstriyel ucubeler Ağrı’yı da ele geçirmişse, Türkiye’nin geriye kalan kısmının hali harap olmalı diye düşündüm. Gerçekten de harap. Çok üzücü.

Halbuki Ağrı’da köylüler yaz kış kendi yetiştirdikleri tavuk, kaz, ördek ve hindileri mal meydanına getirip satarlardı. Çok hareketli oldukları için kas yapan bu hayvanları pişirmek için uzun süre kaynatmak gerekirdi.

Bu hayvanlar hakkında gerçekten bilgi sahibiyim çünkü annem de tavuk, kaz ve ördek yetiştirirdi. Bizim için, dost ve akrabalarımız için; satmak için değil. Tavukların annemin peşinden küçük çocuklar gibi gezmelerini görmek benim için her zaman çok keyifli olurdu.

Ek: Şimdi oğlum Murat kendi çiftliğinde yaşıyor ve birkaç tavuğu var. Çocukluğundan beri çok meraklıydı. Tavuk yetiştirmenin ailemizde devam ettiğine çok seviniyorum.